ESKİPAZAR TARİHÇESİ

BU SAYFANIN  HAZIRLANMASINDA EMEĞİ GEÇEN EMEKLİ  İLKÖĞRETİM MÜFETTİŞİ

SAYIN BURHAN TURGUT'A TEŞEKKÜR EDİYORUZ. 

İSTESDER TARİHE IŞIK TUTUYOR!  İÇİN TIKLA

A) - Eskiçağ'da ESKİPAZAR

1-Siyasi Tarihçesi

2-Tarihi Kalıntılar

(B) - Türk Hakimiyeti'nin Başlaması

1-Anadolu'nun Fethi

2-Eskipazar'ın Fethi

(C) - Selçuklu Hakimiyeti

(D) - Çoban-Oğulları ve Candar-Oğlulları Hakimiyeti

(E) - Osmanlı Hakimiyeti

1- Osmanlılar Tarafından Fethi

2- İdari Yapısı

3- Sosyo-Ekonomik Yapısı

4- Oluşturulan Vakıflar

5- Tarihi Eserler

(F) - Cumhuriyet Dönemi

1- Cumhuriyetin İlanından Önce

2- Milli Mücadele Dönemi

3- Cumhuriyetin İlanından Sonra

 

ESKİÇAĞDA ESKİPAZAR

 

Eskipazar'ın bilinen tarihi Romalılar Dönemi'nde Roma imparatoru Hadrianus'un, Hadrianopolis

kentini onarması ve yeniden imarı ile başlar.Zira ilçedeki Viranşehir-Hadrinopolis kalıntıları

Paflagonya ve Roma Dönemlerinden kalmadır. ilçenin bugünkü adının da Paflagonya Dönemi'nden

beri kurulan pazarlardan geldiği sanılmak­tadır. (1) Bu bilgiler Roma hakimiyetinden önce bu bölgede yüksek bir kültürün var olduğunu göstermektedir. Roma öncesinde var olan bu gelişmiş kültürü Eskipazar'ında içinde yer aldığı Paflagonya (Kuzey Batı Anadolu) tari­hi içinde incelemek gereklidir.

M.Ö.III.bin yılda Paflagonya dahil tüm Anadolu'da gelişmiş bir kültür mevcuttur. Bu kültürür meydana getirenlere Hattiler adı verilmektedir. ( 2)

Bölgeye adım veren Paflagonyalılar (Dil Yapıları incelendiğinde, Paflagonyalılar'ın Küçük Asya yani Anado­lu halklarından olduğunu gösteren güçlü belirtiler bulunmuşturur.)

Hatti Devleti'nin yıkılmasına yol açan Ege Göçleri'nin karmaşası içinde Kuzey Anadolu'ya gelmişlerdir. (3) (M.Ö.IIOO)

Anadolu Kültür ve Uygarlığı'nın temelini atan Hititler Paflagonva Kültürü'nü de etkilemişlerdir.

Hititler'den sonra sırasıyla Frigya ve Kimmer Hakimiyeti'ne giren bölge M.Ö. 543-333 yılları arasında Pers (iran) Hakimiyeti'ne girmiştir. Persler Dönemi' nde Eskipazar'ın da içinde bulunduğu Paflagonva, Daskykion Satraplığı'na (Eyalet'ine) bağlı olarak idare edilmiştir. (4) Ancak bu bölgede siyasi hakimiyet sağlayan Persler kültürel ha­kimiyet sağlayamamışlardır. Bunun sebebi ise bölgede zengin ve güçlü bir kültürün varlığıdır.

Büyük iskender'in M.Ö.333 yılında Anadolu'ya girmesi ile Pers Hakimiyeti sona ermiştir. Bu tarihten sonra Anadolu'da Büyük iskender'in hakimiyetinde Helenistik Dönem yaşanmaya başlanmıştır. ( 5 ). Büyük İskender'in M.Ö. 323'te ölümünden sonra Anadolu'nun tamamı Selevkoslar Krallığı hakimiyetine girmiştir. Selevkos'un M.Ö.280'de ölümünden sonra Paflagonva'da (Kuzey Batı Anadolu) Bitinya Krallığı kurulmuş ve bu krallık Yunan Uygarlığı'nın temsilcisi olmuştur. (6)

Bitinya Krallığı M.Ö.I.Y.Y.da Roma İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Bu bölge Romalılar zamanından önce Bitinya ( M.Ö. 74), sonra Bitinya-Pontos ( M.Ö.64) eyaleti adı ile idare edilmiştir. ( 7)

M.Ö.i.Y.Y.'dan itibaren Roma Hakimiyeti ile birlikte Çankırı'da Germanikopolis ismi ile önemli bir merkez kurulmuş, Çerkeş (Antinopolis) ve Eskipazar (Hadrianopolis) da önemli yerleşim merkezleri arasında yer almıştır.( 8)

Çeşitli nedenlerle harap olan Eskipazar'ın tarihi yerleşim yeri Romalılar Dönemi'nde Roma imparatoru Hadrianos ( 9) -——  tarafından onarılarak yeniden imar edilmiştir. (10 ) imar edilen bu kentin yeri Hierekles'e göre Hanorias Eyaleti'nde (Bizans Devri) bulunuyordu. Kieport (1854) Küçük Asya (Anadolu) haritası üzerinde şehri bugünkü yerine yani Viranşehir mevkiine koymuştur.

K.Leonlard, Paflagonya adlı eserinde bir heykelin kaidesinde bulduğu kitabe de Sezar Hadrianopolis adım okumuş olduğundan şehrin burada (Viranşehir) bulunduğunu düşünmüştür. (11)

Roma imparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle birlikte (M.S.395) Anadolu, Doğu Roma imparatorluğu (Bizans) egemenliğine girmiştir. Bu dönemde Hadrianopolis diye anılan Eskipazar dinsel açıdan büyük önem kazanarak piskoposluk olmuştur. Kent, Bizanslılar döneminde Honarias Eyaleti'ne bağlı olarak idare edilmiştir. (12)

 

TÜRK HAKİMİYETİ'NİN BAŞLAMASI

 

1- ANADOLU'NUN FETHİ

Anadolu'ya ilk Oğuz (Selçuklu) akını Çağrı Bey tarafından (1015-1018) tarihleri arasında Doğu Anadolu üzeri ne yapıldı. Keşif amacı taşıyan bu akın sonucunda Çağrı Bey Anadolu'da rahatlıkla bir devlet kurulabileceği düşüncesini edinmiştir.

Fakat Oğuzlar'ın Çağrı Bey ile başlayan ve Büyük Selçuklu Devleti'nin kurulmasına kadar devam eden Anadolu akınları keşif harekatından öteye gidemedi.

Büyük Selçuklu Devleti'nin kurulmasından Malazgirt Zaferi'ne kadar geçen süre ise Anadolu'da Bizans Mukavemeti'ni kırma ve yıldırmayı amaçlamıştır.

Büyük Selçuklu Devleti'nin kurulmasından sonra Horasan'a (iran) kitleler halinde gelen yurtsuz oğuzları Tuğrul Bey sistemli bir şekilde Anadolu'ya sevketti. O, bu hareketiyle Oğuzların yeni bir yurt edinmesini istiyordu. Oğuzları Selçuklu Devleti'ne vücut veren asıl unsur olarak gören Tuğrul Bey, onları himaye ediyor, Anadolu'nun Fethi'nin de onlarla gerçekleşeceğine inanıyordu.(13)

Bu düşüncesi Selefi Alp Arslan zamanında gerçekleştirip Arslan döneminde kazanılan Malazgirt zaferi (1071) Bizans imparatorluğu'nun bütün mukavemetini kırdı. Artık bu zaferden sonra Türkler Anadolu'da süratli bir yayılma ve yerleşme faaliyetine başladılar. Anadolu'nun Etnik yapısında Türkler lehine gözle görülür bir geliş­me kaydedildi.

Anadolu'nun yanı sıra Azerbaycan, Irak, Suriye Oğuz göçlerine sahne oldu. Yeni geldikleri bölgenin dağına, ovasına suyuna Türkçe adlar veren Oğuzlar, bütün kültür varlıkları ile Anadolu'ya yerleştiler. Onların bu yerleşme faaliyetlerini Tuğrul Bey, Alp Arslan ve Melikşah gibi Selçuklu Sultanları destekleyerek Türk Komutanlara Anadolu'­nun fethini emrettiler.

Türkmen beylerinden biri olan Artuk Bey, Kızılırmak ve Yeşilırmak havzalarım Türkmenler'in yerleşmesine elve­rişli hale getirdi.Sakarya Vadisine kadar ilerledi. Bu sayede Türkler Sivas-Kayseri-Ankara gibi merkezlere sahip olma imkanı buldular. Artuk Beyden sonra Anadolu'nun Fethi'ne memur edilen Tutak Bey, izmit Körfezim ele geçirdi. Boğazlar ve Marmara sahillerine kadar ilerleyen Türkler, Bizans Devleti'nin içişlerine dahi karışmaya baş­ladılar.

Orta Anadolu'dan sonra Canik ve İlgaz Dağları'nı aşan bir grup Türkmen Karadeniz'i, Toros Dağları'nı aşan diğer bir grup ise, Çukurova ve Akdeniz sahillerini yurt edindi.

Anadolu'daki Türkmenler,  Anadolu Fatihi ünvanını kazanan Süleyman şah'ın etrafında toplanarak yeni bir Türk Devleti'nin-Türkiye Selçukluları Devleti temelini attılar.(14)

Bu devlet Anadolu'nun fethini tamamlayıp, ebedi bir Türk Yurdu olarak kalmasını sağlamıştır.

 

2- ESKİPAZAR'IN FETHİ

1071 tarihli Malazgirt Zaferi şüphesiz Anadolu'nun kapılarım Türklere açmıştır. Aralanan bu kapıdan içeri giren muhtelif Oğuz Boyları Anadolu'nun değişik bölgelerinde fetih hareketine girişmişlerdir.

Hadrianopolis (Eskipazar) kentini de içine alan Paflogonya bölgesinde fetih hareketlerde girişen Emir karatekin (15) liderliğinde Canik ve İlgaz Dağlarım aşan oğuz grubu olmuştur.

Prof.Dr.Yaşar YÜCEL'in "Çoban Oğulları-Çandar Oğulları Beyliği " adlı eserinde Hadrianopolis'inde yer aldığı Paflagonya bölgesinin fethi hakkında şu bilgilere yer verildi: "Malazgirt zaferi'nden sonra Selçukluların mahiyetinde akıp gelen Türk Boyları'nın Anadolu'da Karadeniz ile Çanakkale Boğazı, Ege Denizi, Doğu Akdeniz ve Antalya körfezine kadar yayıldıkları genel olarak kabul edilmektedir. şu halde Bizans kaynaklarında Paflogonya adı verilen ve araştırma konumuzu teşkil eden Kuzey Batı Anadolu bölgesinin Türkler tarafından fethini H.Y.Y.sonlarında çıkarmak yerinde olur. Nitekim o sıralarda Çankırı'yı alarak fütühatını sahile doğru genişleten 1084'te Sinop'u muhasara ederek zapte muvaffak olan Emir KARATEKİN'in bu havalide Sinop-Kastamonu ve Çankırı kısa bir müddet dahi olsa hüküm sürdüğü bilinmektedir. bununla beraber asrın son yıllarında ı.Haçlı Seferi (1096-1099) neticesi Bizans'ın bu bölgenin bir kısmında hü­kümranlığım tekrar kurması, buranın uzun yıllar süren Türk-Bizans mücadelelerine sahne olmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla burada Türk Hakimiyeti"in kesin olarak yerleşmesi ancak bir asırdan fazla bir zaman içinde mümkün olmuştur.""(16)

Emir KARATEKİN KUZEY bATI Anadolu'DA ki fetihlerim 1074-1084 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.(17)

O zaman Hadrianopolis (Eskipazar)'ın fetih tarihi 1074-1084 tarihleri arasındadır.

Özetlemek gerekirse Hadrianopolis Emir KARATEKİN tarafından 1074-1084 yılları arasında ki bir tarihte fethediimiştir. Bu fetihten sonra Hadrianopolis kısa bir süre sonra karatekin beyliği hakimiyetine girmiştir.

l. Haçlı Seferi (1096-1099)'nin karışıklıkları ve Selçukluların Haçlı darbesiyle zayıflamasını fırsat bilen Bizans Hadrianopolis'i ve diğer Paflogon şehirlerim yeniden ele geçirmiştir.(18) Bizans'ın Paflogonya'da hüküm­ranlığım tekrar kurması, bu bölgenin uzun yıllar süren Türk-Bizans mücadelelerine sahne olmasına sebep olmuştur. Yaklaşık bir asır süren bu mücadele Bizans devrinde önemli bir kent olan ve aynı zamanda Psikoposluk merkezi olan tarihi Hadrianopolis şehrinin harap ve yıkık bir yerleşim merkezi durumuna gelmesine sebep olmuştur.

 

SELÇUKLU HAKİMİYETİ

 

Anadolu siyasi birliğinin tamamlanması yolunda ilk sistemli fetih hareketleri Türkiye Selçukluları Sultanı II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında görülür. II.Kılıç Arslan 'ın Miryakefalon (1176) zaferinden sonra Bizans'a karşı giriştiği sistemli fetih hareketi, O'nun oğlu Ankara Meliki Muhyiddin Mesud (19) devrinde de devam etmiştir. (20)

Ankara Meliki Mesud, babası zamanında kardeşleri Bizans aleyhinde topraklarım genişletirlerken bu bölgede (Kuzey Batı Anadolu) Bizanslılara karşı Sakarya vadisine kadar yaptığı fetihler sonucunda Devrek İ Türk topraklarına katmayı başarmıştır.(21)

Coğrafi konumları göz önünde tutulursa Devrek'in fethi Hadrianopolis (Eskipazar) 'ın daha önce veya aynı tarihte yeniden fethedildiğini gösterir.

Selçuklular fethettikleri zaman tarihi Hadrianopolis kentini harap ve yıkılmış bir şekilde bulmuşlardır. bundan dolayı kente viranşehir adını vermişlerdir.

Türkiye Selçukluları döneminde, Horasan (iran) taraflarından gelen kayı boyuna mensup 100.000 çadırlık Türkmen Gurubu Kastamonu-Ankara arasına yerleştirilmiştir. Bölgedeki siyasi faaliyetlerin neticesi 100.000 Çadırlık kayı topluluğu Kuzey Batı Anadolu bölgelerine dağıtılmıştır. (23)

Selçukluların bu iskanı viranşehir'ide içine alan bölgeyi Türkleştirme ve Bizans'a karşı yapılan fetihleri hızlandırma amacı taşıdığı söylenebilir.

Türkiye Selçukluları fetih sonrası Viranşehir'de diğer Anadolu şehirlerinde olduğu gibi imar faaliyetlerine başlamışlardır. Ancak günümüze Selçuklulara ait fazla eser kalmamıştır.

ÇOBANOĞULLARI VE ÇANDAROĞULLARI HAKİMİYETİ

Viranşehir ve bölgedeki diğer kentlerin tam anlamıyla Türkleşmesi ve imar edilmesi Çoban Oğulları ve Çandaroğulları döneminde gerçekleşmiştir. Bu bakımdan bu beylikler dönemi hakkında kısaca bilgi vereceğiz. Çobanoğulları beyliği'nin kurucusu Hüsameddin Çoban Bey'dir.(24)

Hüsameddin Çoban Bey'in Kuzey Batı Anadolu'daki beyliğinin başlangıcım, II. Kılıç Arslan zamanına kadar götürebiliriz. Hüsameddin çoban Bey'in Ankara Meliki Mesud devrinde de bölgedeki fetihlerin! yönettiğini kuvvetle tahmin edebiliriz.

İbn Bibr, EI-Evamirü'l-Ala'iyye adlı eserinde Hüsameddin Çoban Beyin 1211 - 1212 tarihlerinde Kasta­monu Beyi olduğunu belirtir. (25)

Hüsameddin çoban Bey Selçuklu sultanlarına bağlılığım sürdürerek Kastamonu Melik-ül Umerası (Beylerbeyi) ünvanıyla Kuzey Batı Anadolu da fetihlerini sürdürmüştür. Böylece bölgede 1309 tarihine kadar sürecek Çobanoğulları Beyliği'nin temellerini atmıştır.

Çobanoğulları'nın bölgede yaklaşık bir asır süren hakimiyeti döneminde Viranşehir ve diğer kentler Horasan'dan (İran) gelen yoğun Türkmen göçüne sahne olmuştur. (26)

Bu göç ve yerleşme olayı Viranşehir ve bölgedeki diğer kentlerin tam anlamıyla Türkleşmesine sebep olmuştur.

Bir asra yakın Kuzey Batı Anadolu ve bölgelerim elinde tutmuş olan Çobanoğulları hanedanının kültür ve imar faaliyetlerine yakın alakaları memleketlerine gelen diğer şahsivetlere gösterdikleri Hüsnü kabul, Orta Asya, İran ve ırak taraflarından alim, mütefekkir ve sanatkarların memleketlerine gelmelerine sebep olmuştur. (27)

Bu durum merkez Kastamonu olmak üzere bölgedeki diğer kentlerde ilim-Kültür faaliyetlerini artırdı­ğı gibi, bu kentlerin imar ve Bayındır hale gelmesine de sebep olmuştur.

Bu faaliyetlerden şüphesiz araştırma konumuz olan Viranşehir ve çevresi de nasibini almış olmalıdır. Bölgedeki Çobanoğulları hakimiyetini Candaroğulları hanedanından gelen Süleyman Paşa 1309'da Kastamonu'yu ele geçirerek son vermiştir. Böylece Viranşehir Candaroğulları hakimiyetine girmiştir.

Süleyman Paşa hükümdarlığı döneminde eski Türk devlet anlayışı gereği beylik topraklarım iki oğlu arasında paylaştırmıştır. Bu taksimle beyliğin doğru kısmım Sinop merkez olmak üzere oğlu İbrahim Bey'e vermiştir. Beyliğin Batı kısmı ise Safranbolu merkez olmak üzere diğer oğlu Ali Bey'e verilmiştir.

Araştırma konumuz olan Viranşehir bu taksimden sonra Safranbolu Emirliği'ne bağlı olarak Ali Bey tarafından idare edilmiştir.

Kuzey Batı Anadolu'yu H.732-1331 M.Yılı kışında dolaşan ibn-i Batuta "Gerede-Bolu üzerinden Safranbolu'ya geldik. Burası tepe üzerine kurulmuş bir şehirdi. Orada güzel bir medreseye indik. Bu şehrin Hakimi Süleyman Paşa'nın oğlu Ali Bey'di. Bizi gayet iyi karşıladı, ikramlarda bulundu. Sonra Anadolu'nun en güzel şehirlerinden biri olan Kastamonu'ya yollandık" der.(28)

Ama bu seyahatinde Viranşehir'den bahsetmez. Herhalde İbn-i Batuta Viranşehir'e uğramadan Safranbolu'ya gitmiştir.

Candaroğulları beyliğinin gerçek kurucusu olan Süleyman Paşa Bizans üzerine sık sık seferler düzenlemiştir. Bizans'ın anlaşma teşebbüslerine rağmen Candaroğulları Bizans üzerine akınlar yapmaktan geri durmamışlardır. (29)

Süleyman Paşa'nın Bizans seferlerinde Viranşehir'in de yöneticisi olan Ali Bey aktif rol oynamıştır.

Candaroğulları 1384'te Sinop ve Kastamonu kolu olmak üzere fiilen ikiye ayrılmıştır.(30) Sinop kolu kötürüm Bayezıd idaresinde müstakil kalırken, Kastamonu Kolu II.Süleyman idaresinde Osmanlı himayesini kabul etmek zorunda kalmıştır.

Anadolu Türk siyasi Birliğini gerçekleştirmek isteyen Yıldırım Bayezıd 1392'de Candaroğlu II. Süleyman'ı mağlup ederek beyliğin Kastamonu koluna son vermiştir. (31)

Böylece Kastamonu, Çankırı, Viranşehir ve Safranbolu'da Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı Devleti'nin 1402 tarihli Ankara savaşı'nda Timur'a mağlup olması üzerine, Timur Anadolu Türk beylerine eski topraklarım iade etmiştir. Ankara Savaşı sonrası Timur'a bağlılığım bildiren ve değerli armağanlar takdim eden Candaroğlu isfendiyar Bev'e Timur; Kastamonu-Çankırı-Kalecik ve Tosya yani eski Candaroğulları beyliği topraklarım verdi. (32)

Böylece Viranşehir'de Candaroğulları (İsfendiyar Oğulları) hakimiyeti tekrar başladı. Viranşehir ve bölgenin diğer kentlerdeki isfendiyar Oğulları hakimiyeti pek uzun sürmedi. Çelebi Mehmet 1417'deViiran-şehir'i ve yakınındaki diğer kentleri Osmanlı topraklarına kattı. (33)

Candaroğulları hanedanının K.Batı Anadolu bölgesinde yaklaşık bir asır (1309 - 1417) süren hakimiyeti döneminde Viranşehir ve çevresi hemen hemen bütün nüfusuyla bir Türk şehrü görüntüsünü Kazanmıştır. (34)

Şüphesiz Viranşehir ve çevresi Candaroğulları döneminde Türk-islam eserleriyle imar edilmiştir. Ancak günümüze bu eserler intikal etmemiştir.

 

OSMANLI HAKİMİYETİ

 

1- OSMANLILAR TARAFINDAN FETHİ

Viranşehir ilk defa 1392'de Yıldırım Bayezıd tarafından Candaroğulları Beyliği'nin Kastamonu koluna

son verilerek fethedilmiştir.

Osmanlı Devleti'nin 1402 tarihli Ankara Savaşı'nda Timur'a mağlup olması üzerine, Yıldırım Bayezıd'ın Anadolu Türk Siyasi Birliğim gerçekleştirme çabaları boşa gitmiştir.

Timur, toprakları Yıldırım tarafından Osmanlı hakimiyetine alınan Anadolu Türk beylerine eski topraklarım iade etti. Ankara Savaşı öncesi hakimiyeti Sinop ve çevresiyle sınırlanmış olan Candar oğlu isfendiyar Bey'e da savaş sonrası Timur tarafından Candaroğullarının eski toprakları verildi. (1402)

Araştırma konumuz olan Viranşehir'de Candaroğulları isfendiyar Bey'e verilen yerler arasındaydı.

Candaroğulları'nın bölgede 1402'de başlayan ikinci hakimiyet devresi uzun sürmedi. Osmanlı Devleti'ni Fetret ve Dağılma tehlikelerinden kurtarıp başa geçen Çelebi Mehmet 1417'de Viranşehir ve çevresini Candar Oğulları'ndan geri aldı. Böylece Viranşehir'de imparatorluğun yıkılışına kadar sürecek Osmanlı hakimiyeti dönemi başlamış oldu.

 

2- İDARİ YAPISI

1417 yılında kesin olarak Osmanlı Yönetimi'ne alınan Viranşehir'de bu tarihlerde Kaza (Kadılık) yönetimi oluşturulmuş ve Viranşehir kaza olarak Anadolu Beylerbeyliği'nin (Eyalet) Bolu Sancağı'na bağlanmış­tır.     Konunun iyi anlaşılması için burada, Osmanlı idari Düzeni ve Taşra Teşkilatı' nın, zaman zaman ayrıntı da değişiklik gösterse de, özde aynı kalan özelliklerinden kısaca söz etmek gerekir.

1864 tarihli Vilayet Nizamnamesi'ne (35) kadar Askeri idari zorunluluklardan dolayı Beylerbeyilik (Eyalet) sistemi uygulanmıştır. Bu sistemde temel yönetim birimi Kaza (Kadılık)'tır. Birkaç Nahiye birleştirilerek kaza haline getirilmişti. Kaza merkezleri orta büyüklükte, yahut küçük kasabalardı. Kazanın basında mutlaka bir Kadı vardı. Kadı kazanın Mülki, Beledi ve Adli hakimi idi. (36)

Osmanlı Taşra Teşkilatı'nda bir yöredeki kazalar birleştirilerek Sancak (Liva) oluşturulmuştur. Sancak Yöneticiliği'ne de SancakBeyi (Mutasarrıf) atanmıştır. Sancağın Askeri ve idari işlerinden Sancakbeyi sorumlu tutulmuştur. Sancak sınırları genelde geniş tutulmuştur. Bu konuya örnek olarak Viranşehir'in bağlı olduğu Bolu Sancağı'nı gösterebiliriz.

1519 tarihinde Sancak; merkezden başka Çağa-Mengen-Kıbrıs-Gerede-Viranşehir (Eskipazar)-Taraklu Borlu-Yenice-Yedi Divan-Ulus ve Amasra-Oniki Divan-Hızırbey İli-Ereğlj-Konurapa-Mudurnu kazaları île Dodurga Nahiyesi'nden teşekkül etmekteydi. (37)

Osmanlı'da Askeri Teşkilat yönünden birçok sancak birleştirilmiş ve bu sancaklar birliğine Beylerbeyi­lik (Eyalet) denilmiştir. Eyalet Yöneticiliği'ne de Beylerbeyi atanmıştır. Beylerbeyleri, kendilerine tabi olan bü­tün sancakların Askeri Kumandanı aynı zamanda da Sancakbeyleri'nin amiridir. (38) Eyaletin sınırları da geniş tutulmuştur. (39)

Sancak idare'lerinde 17.Y.Y.'ın sonu ile I8.Y.Y.'ın başlarında bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişiklik lerden Viranşehir kazasının da bağlı olduğu Bolu Sancağı da nasibim almıştır.

17.Y.Y. sonlarında Bolu " Miri Has" (40) olmuş ve sancakbeyli'ği görevi kaldırılarak Voyvoda (41) de idare olunmaya başlanmıştır. (42)

Bununla birlikte araştırma konumuz olan Viranşehir'in bu Voyvodalık (Bolu voyvodalığı) içinde ayrı bir birim gibi kabul edildiği ve zaman zaman ayrı Voyvodaların yönetimine verildiği görülmektedir. (43)

Bolu ve Viranşehir de 1692'de başlayan "Voyvodalık" yönetimi 1811 yılma kadar devam etmiştir. Bu tarihte II. Mahmut Bolu ve Viranşehir'de ki "voyvodalık" yönetimine son vermiştir.

Bu tarihte yapılan yeni düzenleme ile Bolu yeniden Mutasarrıflığa (Sancakbeyfik) çevrilirken, (44) Viranşehir adıyla yeni bir şehir oluşturulmuştur. (45)

Viranşehir Sancağı (1811 -1870) döneminde, Nefs-i Viranşehir'in (Eskipazar) Padişah Abdulmecit zamanın da, 1845 de Mecidiye adıyla yeniden teşkilatlandırılmıştır. (46)

1846'daki yönetsel düzenleme de Kastamonu Eyalet olunca Viranşehir Sancağı-Çankırı Sancağı ve Bolu Sancağı bu eyalete  bağlanmıştır. (47) Viranşehir ir Sancağı Mutasarrıflığına 1833'de Viranşehir Ayan-ı Hasan Çavuşoğlu Hüseyin Ağa atanmıştır. (48) Hasan Çavuşoğlu 1833'de Kastamonu'da patlak veren "Tahmiscioğlu İsyanr'nın bastırılmasında Ankara'lı Mesuda Ağa ile birlikte aktif rol oynamış ve II.Mahmut'un teveccühlerine mazhar olmuştur. (49)

Viranşehir Sancağı 1870'de yürürlüğe giren "İdare-i umumiye-l Vilayet Nizamnamesi" (50) ile lağve­dilmiştir. (51 )Viranşehir Sancağı'na bağlı kazalar yeni nizamname ile vilayet haline getirilen Kastamonu Viiayeti'ne bağlanmıştır.

Mecidiye-Nefs-i Viranşehir (Eskipazar)'ın Viranşehir Sancağı lağvedildikten (1870) sonra ki idari duru­mu kaynaklarda açık bir şekilde belirtilmemekte ve karanlıkta kalmaktadır.

Bu konuda en yakın tarihli malumatı Mümtaz Talat yaman "Kastamonu Tarihi" Adlı eserinde vermek­tedir. Yazar eserinde" 1894 'de Mecidiye (Eskipazar) nahiyedir. Nüfusu 157'dir, ve Mecidiye de Hüsük Bey'in, Karagöz'ün, Mehmet Bey'in hanları adı verilen 3 Han ve birkaç Dükkan vardır" demektedir. (52)

1894'TEN itibaren Viranşehir'in idari yapışı ve durumu yine karanlıkta kalmaktadır. Ancak 1913 tarihli Viranşehir'e ait bir Posta Damgası (ŞEKİL.......) 'ndan Viranşehir'in bu tarihteki idari yapısı ve durumu hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz.

Buna göre, 1913 tarihinde Viranşehir bir nahiyedir. Nahiye olarak Çerkeş kazasına, Çankırı Sancağı'na ve Kastamonu Vilayeti'ne bağlıdır.

 

 

 

 

SOSYOEKONOMİK YAPISI

 

Osmanlı Dönemi'nde Viranşehir ve çevresinde Tarım-Hayvancılık kısmen de olsa Ticari faaliyetler yapılmaktaydı. Araştırmalarımız sırasında ulaştığımız Osmanlı Belge ve Kaynakları Viranşehir'de tarımsal faaliyetlerin varlığım göstermektedir. Bunlardan ilki Doç.Dr.Ahmet AKGÜNDÜZ tarafından "Osmanlı Kanunna­meleri" adıyla yayınlanan kitabında yer alan 1528 tarihli Bolu sancağı Kanunnamesi'dir.

Bolu Sancağı Kanunnamesi'nde "..............ve Gerede ve Konrapa ve Mudurnu ve Todırga ve Viranşehir

ve Borlu-Ulus-Yedi Divan ve Hızırbey ili nahiyelerinde her müdde iki buçuk galle (Kile) alınurmuş, yine ol üslup üzere alınmak mukarrerdir" kaydı yer alır. (53)

Bu konuda ikinci böfgemiz, daha önceki konularda da bahsi geçen II.Mahmut'un 1811 tarihli Fermanı'dır. Bu Ferman da; "Bolu ve Viranşehir sancaklarının büyük devlet geliri getirdiğinden ......................."

söz edilmektedir. (54) Fermandaki bu kayıt Bolu - Viranşehir ve çevre havali de ki ekonomik canlılığa işaret etmektedir. Bu konudaki üçüncü kaynağımız 1894 tarihli Kastamonu Vilayet Salnamesidir. Salname de (Yıllık) Çerkeş kazası hakkında bilgi verilirken kazada ki bağ-bahçe yetersizliğinden yakınılmaktadır. Çerkeş Pazarı'na Tosya-Karacahisar-Safranbolu ve Viranşehir'den her çeşit taze meyve ve sebze getirilip satıldığı belirtilmektedir. (55)

 

Mümtaz Talat YAMAN'da "Kastamonu Tarihi" adlı eserinde ESKİPAZAR'ın 1950 tarihlerinde çevre ilçeleri sebze ve meyveleriyle doyurduğundan bahsetmektedir. (56)

Kaynaklardaki bu bilgiler birleştirildiğinde Osmanlı Dönemi'nde Viranşehir ve çevresindeki tarımsal faaliyetlerin varlığına ve özellikle bağ-bahçe tarımının yapıldığına işaret etmektedir. Osmanlı Dönemi'nde Viranşehir de tarımsal faaliyetlerin yanında hayvancılık ile de uğraşılmıştır. (57 ) Viranşehir ve çevresinde Ticari faalivetler, daha çok Mekkari Talfesi (şehirler ARASI NAKLİYE YAPAN TÜCCARLAR) 'nin konaklama ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması biçiminde gelişmiştir. Ticari faaliyetlerin bu şekilde gelişmesinde bölgeden geçen ana ticaret yolunun rolü büyüktür. İstanbul'dan başlayan, Bağdat ve Tebriz'de sona eren ana Ticaret Yolu Bolu-Gere de Bayındır ve Çerkeş'ten geçmekte idi. ( 58) Dolayısıyla adı geçen yerleşim merkezlerinin ekonomisi büyük ölçüde bu ticaret yoluna dayanıyordu. 17.Y.yıl ortalarında Anadolu'da seyahate çıkan evliya çelebi Seyahatnamesinde bayındır ve ÇERKEŞ'ten de bahsetmektedir. EVLİYA ÇELEBİ Seyahatnamesinde bayındır hakkında bize şu bilgileri verir: "Bolu Sancağı'nda 150 Akçalık kazadır. Bağlık ve Bahçelik, kasabaya benzer yer olup, tahta örtülü 300 Evi var. Bir Han'ı her evde misafir ahırları vardır. Her misafir bu evlerde oturup, parasıyla yer içer. Ama odunu, samanı, suyu azdır. Bu köy halkı böylece kazanç sağlar". ( 59)

Seyahatnamede ki bu kayıtdan Bayındırın 17, Y.Y.'daki sosyo-Ekonomik yapısı hakkında kısmen bilgi sahibi olmaktayız.

Mümtaz Talat yaman 1894 tarihlerinde Kİ Mecidiye (eskipazar) nahiyesi hakkında bilgi verirken, Hüsük Bey'in Karagöz'ün, Mehmet Beyin Han'ları adı verilen 3 Han ve birkaç Dükkan'dan bahsetmekte dir. ( 60) Bu kayıttan kısmen de olsa 1894 Mecidiyesi'nde (eskipazar) geçimin ticaretten sağlandığım öğren­mekteyiz.

 

OLUŞTURULAN VAKIFLAR

Tarihte, asırlar boyu sosyal hayatımızda son derece önemli ve etkin bir yer almış bulunan Vakıflar'a ESKİPAZAR ve çevresinde de rastlanmaktadır. Bu Vakıfların tamamı Osmanlı Dönemi'ne aittir.

İslami açıdan Vakıf; bir malın veya menfaatin (NAKDİ) hayrı bir hizmetin ebediyyen görülmesi amacı ile şahsi mülkiyetten çıkıp, toplum yararına sunulmasıdır. (61)

 

 

 

 

 

ESKİPAZAR ve ÇEVRESİNDEKİ VAKIFLAR

ESKİPAZAR MERKEZ

1- YUSUF BEY CAMİİ VAKFI

HAMZALAR KÖYÜ

1- VELİD ŞIH VAKFI ( 62)

KAPUCULAR KÖYÜ

1- AKŞEMSEDDİN TEKKESİ VAKFI ( UMUR FAKİH TÜRBESİ-CAMİ-SIBYAN MEKTEBİ)

Rumi 1206 ( Miladi 1790) tarihli Fermana göre bu vakfın gelir temin edilen arazisi "...............Süleyman

Fakiri Oğlu İshak Fakih yeri diye tanınan adı geçen karye (Köy) arazisinden Kuruçay'dan Sekiz Müddlük ve ...................değirmen ocaklığı Paşa Değirmeni'nden (63) Tenbeltaşı'na (Tınbıl Taşı) kadar 3 Müddiük ve Süley­man şeyh.

 

TARİHİ ESERLER

Eskipazar ve çevresinde günümüze kalan Osmanlılar dönemine ait tarihi eserler aşağıda verilmiştir.

ESKİPAZAR MERKEZ

1- YUSUF BEY CAMİİ

2- PAŞA değirmeni (Bugünkü Belediye Parkı Karşısı)

3- SU değirmeni (Bahçepınar'da)

KAPUCULAR KÖYÜ

1- UMUR FAKİH TÜRBESİ

2- HAMAM

HAMAMLI KÖYÜ

1- 3 ADET HAMAM

2- 1 MAHSEN

3- 1 ZİNDAN

TAMUŞLAR KÖYÜ

1- ÖMER BEY KONAĞI

KIRANKOY MAHALLESİ

1- 1 ADET HAMAM

KARAHASANLAR KÖYÜ

1- 1 ADET HAMAM

 

CUMHURİYET DÖNEMİ

 

1- CUMHURİYETİN İLANINDAN ÖNCE (ESKİPAZAR)

Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında (1913) Viranşehir bir nahiyedir. Nahiye olarak Çerkeş Kazası' na, Çankırı Sancağı'na ve Kastamonu Vilayeti'ne bağlıdır.

1.Dünya Savaşı'nda (1914-1918) savaşın doğrudan etkilerim yaşamadığı için Çankırı Sancağı (dolayısı île Viranşehir nahiyesi) önemli bir yıkıma uğramadı.Buna karşın Çankırı Sancağı'nda zaten var olan işsizlik savaştan dönenlerinde katılımıyla fazlalaşmış, yörede baş gösteren açlık ve umutsuzluk eşkıyalığa yol açmıştır. ( 64) Bu gelişmeler Viranşehir'i de olumsuz yönde etkilemiştir. ( 65)

1.Dünya Savaşı bitiminde imzalanan Mondros Mütarekesi ( 30 EKİM 1918) ihtilaf Devletleri'nin yurdun çeşitli bölgelerini işgal etmelerine imkan tanımıştır. Mlütareke Hükümleri'ne dayanarak işgallere başlayan ihti­laf Devletleri Stratejik bir önemi olmayan Kastamonu Vilayeti'ni işgal etmemişlerdir. ( 66) Dolayısıyla Viranşe­hir Nahiyesi de hiçbir şekilde işgale uğramamıştır.

 

2- MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

Kastamonu Vilayeti işgale uğramasa da Milli Mücadele'ye destek vermekte gecikmemiştir. Bu desteğin önderliğim Kastamonu Valileri olan Ferit ve Cemal Beyler yapmışlardır. Vilayet sınırları içinde yer alan Viranşe­hir Nahiyesi'ndeki Milli Mücadele faaliyetleri karanlıkta kalmaktadır. Ancak araştırmalarımız sırasında ulaştığımız Belge ve kaynaklar Viranşehir'de de Milli Mücadeleye destek faaliyetleri olması gerektiğini göstermektedir.

 

BU BELGE VE KAYNAKLAR AŞAĞIDA SUNULMUŞTUR.

A) -  1919 Yılında Kastamonu Vali Vekili Ferit Bey ve 58. ALAY Komutanı Albay Osman Bey, Kastamonu halkının Milli Mücadele ile ilgili kendilerine sordukları soruları bir telgraf ile Mustafa Kemal'e iletmişlerdir.

Mustafa Kemal cevaben gönderdiği telgrafında;" Ulusal tepki yurdun her köşesinde bütün sertlikle ve coşkunlukla vardır. Bütün illerin en ufak köylerine değin halk ve en ufak birliğine değin bütün ordularımız baştan aşağı tetikte ve tam birlik olarak, kendilerine biidirilen kararları uygulamakta ve yürüt­mektedir." demektedir.

B) - Mustafa Kemal Başkanlığındaki Heyet-i Temsiliye Kastamonu Vilayeti'nde daha önce il, sancak ve ilçe merkezlerinde oluşturulmuş olan Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'nin Bucak ve Köylere kadar yayılmasını istemiştir.

Kastamonu Valisi Cemal Bey bu emri yerine getirmek için 23 KASIM 1919'da aşağıdaki genelgeyi yayın­lamıştır.

" Bütün mülhakata, İlçelere ve merkez bucaklarına, Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Mahalle ve Köy Örgütleri'nin kesinlikle namusuna ve görevine düşkün ve kamunun güven ve saygısını kazanmış vatan­severlerden olmak şartı ile bir hafta zarfında seçimlerin tamamlanması ile sonucun bildirilmesi. 23 KASIM 1919"                                                        VALİ CEMAL   (67)

13 NİSAN 1920'de başlayan Bolu-Düzce Ayaklanması kısa sürede bölgenin benzer toplumsal özelliklere sahip ilçeleri olan Gerede-Beypazarı ve Safranbolu ' ya yayılmıştır. ( 68)

Kaynaklarda Viranşehir'in ismi bu ayaklanmalar ile birlikte anılmamaktadır. Sonuç olarak; Viranşehir (ESKİPAZAR) Milli Mücadele yıllarında herhangi bir şekilde Kuva-i Milliye hareketi'nin sonuna kadar yanında yer almıştır.T.B.M.M.'ne karşı çıkan ayaklanmalara da katılmadığı gibi destekte vermemiştir. Bütün bu bilgiler Viranşehir'in Milli Mücadele dönemlerinde Kuva-i Milliye Hareketi'ne destek verdiğini göstermektedir.

 

3 - CUMHURİYETİN İLANINDAN SONRA ( ESKİPAZAR)

24 NİSAN 1340 (1924) Tarih ve 71 Numaralı 2. Teşkilati Esasiye Kanunu ( ANAYASA) 'nün 89. Maddesinde;

"Türkiye Vaziyet ve İkdisadi Münasebet Nokta-i Nazarı'ndan Vilayetlere ,Vilayetler Kazalara, kaza lar Nahiyelere bölünmüştür ve nahiyeler de kasaba ve köylerden terekküp eder." denilmiştir.

Böylece Kanunun bu maddelerine göre Cumhuriyet'in ilk yıllarında Sancak ( Liva) Teşkilatı kaldırılmış, ( 69) bu tarihe kadar Kastamonu Vilayeti'nin bir Liva'sı olan Çankırı'da Vilayet olmuştur.

Bu düzenleme ile Viranşehir nahiye olarak Çankırı Vilayeti'nin Çerkeş kazasına bağlanmıştır. ve Pazarın eskiliği dolayısıyle eskipazar adını almıştır.

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA ESKİPAZAR'DA

***** 3 Han ( Hüsük Bey - Karagöz - Mehmet Bey)   (70)

***** Birkaç Dükkan ve Ev (71)

***** Bahçepınar'da bir Vakıf Camii, Köy Odası ve bir Su Değirmeni.

***** Bugünkü Belediye Parkı karşısında Su Değirmeni ( PAŞA değirmeni)

***** Merkez ve Yusuf Bey camii, bulunuyordu.

1930 yılında Ankara - Zonguldak demiryolu inşaatım yapan isveç gurubu burasını kendilerine merkez yapmaları dolayısıyla bir miktar dükkan ve ev daha ilave edilerek Pazar Yeri inkişaf etmiştir.

1939 yılında karabük demir çelik FABRİKASi'nın açılmasıyla fabrika için ihtiyaç duyulan Balas Taşı Eskipazar'DAN SAĞLANMIŞTIR. Diğer taraftan Anıt-Kabir inşaatı'nda kullanılan Traverten Taşı da buradan çıkartıla rak Ankara'ya gönderilmiştir. (72)

1944 yılında kurulan Kereste Fabrikasi'nın geniş bir saha üzerine verleşmesi ve burada bir site kurulması ESKİPAZAR'ın Sosyal ve Ekonomik açıdan büyümesinde büyük rol oynamıştır.

Bu gelişmeler 1945 yılında ESKİPAZAR'da Belediye Teşkilatı'nın kurulmasında etkili olmuştur.

1946 yılında ESKİPAZAR ilçe merkezi haline getirilerek ÇANKIRI Vilayeti'ne bağlanmıştır. ilçe merkezi ol­madan önce yerleşme, Bahçepınar ve istasyon mahalleleri olmak üzere birbirinden kopuk iki ayrı mahalle durumunda idi. Her iki mahallenin de dengeli bir biçimde idari hizmetlerden faydalanabilmesi ve ilçe merkezinde bir bütünlük sağlanabilmesi için Merkez Mahallesi'nin oluşturulmasına karar verilmiştir. Bu idari karar ilçenin büyüme biçimini tümüyle etkileyerek Merkez Mahallesi'nin özellikle 1950 yılından sonra hızlı büyümesine yol açmıştır. ( 73)

1952 yıllarında ESKİPAZAR'da 130 Hane, 11 Dükkan ve Mağaza île 685 Nüfus vardır. ( 74)

 

BELGE VE KAYNAKLAR:

1- Yurt Ansikiopedisi C: 3 -Sayfa: 1959 - 1960 Anadolu Yay. İST.1982-1983

2-Tarih 1 - M.e.b. Devlet Kitapları Yay. 2586 sayfa: 25 İST.1994

3- Yurt Ansiklopedisi age, c: 3, Sayfa: 1948

4- Anadolu Uygarlıkları, Görsel Anadolu Tarihi Ansiklopedisi, C: 2, Sayfa: 270 İST.1982

5- Tarih 1 - M.E.B. Devlet Kitapları Yay. 2586, sayfa: 29 İST. 1994

6- Tarih 1 - age, sayfa: 30

7- And.uyg.AGE, C: 2, sayfa: 336

8- Çankırı Turizm Envanteri, sayfa: 19, T.C.çankırı valiliği il Turizm MÜD.Yay.-l 994

9- Hadrianos'un M.S.-117-138 tarihleri arasındaki saltanatı, hemen hemen ülkesini dolaşmakla eyaletlerin sorunlarım yakından tanımakla ve önemli kentlerin büyük bir bölümünü güzel anıtlarla süslemekle geçmiştir.M.S.-121-125 tarihleri arasında Küçük Asya gezişi sırasında Trabzon'a bir dalga kıran yaptırmış, Eskipazar'ın tarihi yerleşim yerini ve bugünkü Bolu (Bithynion) kentini, imar ederek kendi adım (Hadrianopolis) vermiştir.

10- Anadolu uyg. AGE- C: 2 Sayfa: 336

11- Gökoğlu, Ark.Ahmet, Paflogonya - C: 1 Sayfa: 35-36   Kastamonu-1952

12-Yurt-AGE C: 3 Sayfa: 1959

13-Tarih 1 AGE- Sayfa: 167

14- Alptekin, Prof.Dr.Coşkun, Doğuştan günümüze B.İslam Tarihi-Türkiye Selçukluları- C: 8 - sayfa : 209-210   çağ Yayınları İST.1988

15- Emir KARATEKİN'in Anadolu Fatihi diye anılan Türkiye Selçukluları Devleti'nin kurucusu

Süleyman şah'ın büyük emirlerinden olduğu kabul edilir.

Bkz.: 1 Sevim.prof.Dr.Ali - Yücel, Prof.Dr.Yaşar, Türkiye Tarihi-Fetih, Selçuklular ve Beylikler Dönemi Sayfa: 225-226   T.T.K Yayınları -Ankara 1989

Bkz.: 2 Yücel, Prof.Dr.Yaşar, 8.Y.Y.'da Kuzey Batı Anadolu Tarihi-Çobanoğulları-Candaroğulları Beyliği  sayfa: 36  t.t.k. Yayınları-Ankara / 1988

16- Kuzey Batı Anadolu Tarihi age, sayfa: 33

17- K.B.Anadolu Tarihi age sayfa: 128

18- prof.Dr.Osman TURAN'ın eserinde "I.KılıçArslan'ın ölümünden sonra Bizans imparatoru Alexis Komnenos Haçlılardan sonra daha da kuvvetlenerek Karadeniz ve Akdeniz sahillerim Türklerden kurtarma fırsatı bulur" kaydı yeralmaktadır.. Bkz.: turan, Prof.Dr.Osman, Selçuklular zamanında Türkiye Sayfa: 148, TURAN neşriyat yurdu yay. İST.1971

19- Muhyiddin Mesud (1192-1203) tarihleri arasında Ankara merkez olmak üzere Çankırı-Kastamonu ve Eskişehir'in idareciliğini yapmıştır. Melik Mesud bu dönemde K.B.Anadolu 'da Bizans'a karşı aktif fetih siyaseti takip etmiştir. Bu siyaseti sonucunda Melik'liği zamanında K.B.Anadolu'nun birçok şehri Bizans'tan geri alınmıştır. Bkz.: K.B.Anadolu Tarihi age Sayfa: 34

20- 2.Kılıç Arslan son yıllarında 1186'da eski Türk Devlet anlayışı gereği ülkesini 11 oğlu arasında taksim etmiştir. Bu taksimden Mesud'a Ankara, Çankırı, Kastamonu ve Eskişehir düşmüş ve Mesud ankara Meliki olmuştur.2.Kılıç-Arslan 'ın ülkesini 11 oğlu arasında paylaştırmasına rağmen Anadolu'da Selçuklu ülkesi'nin sınırları Bizans'a karşı korunduktan sonra, fetihlere de devam etmekteydi........Türkmenler Karadeniz, Kastamonu, Safranbolu'da ve Batı Anadolu'da Bizans'a karşı

başarılı mücadelelerde bulunarak birçok kent ve kaleleri fethetmişlerdir Bkz: Türkiye Tarihi - AGE  sayfa: 135-136  

21- K.B.Anadolu Tarihi age sayfa: 34

22- kayı: Güç-Kuvvet-Kudret manasına gelen bir kelime olup. Oğuzların bir boyuna verilen bir isimdir. Osmanlı Devleti'ni de kuran Kavı Boyu'dur. Yapılan araştırmalarda K.B.Anadolu 'da Kayı-Kayılu ismini taşıyan birçok köye rastlanmıştır. ilçemiz ESKİPAZAR'a yaklaşık 20 Km. mesafede Kayı Köyü bulunmaktadır. Bu durum Eskipazar ve çevresine Kayı topluluğunun gelip yerleştiğine delil olarak gösterilebilir.

23- K.B.Anadolu Tarihi, AGE Sayfa: 36

24- Hüsameddin çoban Bey, Mielîkü-l ümera (Beylerbeyi) unvanıyla anılır. Anadolu Fatihi ve ilk sultanı olan Süleyman şah'ın büyük ümerasından gelen Emir KARATEKİN soyundan inmiş kabul edilmektedir. Aynı Emir hakkında İbn-i Bibi'de önemli bir kayıt vardır.

"O zaman ki devletin ileri gelenlerinden ümeranın büyüklerinden saltanatın ünlülerinden olan Hüsameddin çoban Bey; doğruluğu, kahramanlığı...................... ile bütün ümera arasında en

seçkin olanıydı. Devamlı gaza ile meşgul olarak sayısız ganimetler elde ederdi." Bkz.: K.B.Anadolu Tarihi, age, Sayfa: 36

25- Türkiye Tarihi, AGE Sayfa: 227

26- Türkmen gurubunu Anadolu'ya yönlendiren sebepler. Moğol ilerleyişinden kaçmak, Bizans'a karşı fetihlere katılarak ganimet elde etmek ve elverişli bölgelşere yerleşmek şeklinde açıklayabi­liriz.

27- K.B.Anadolu Tarihi, AGE- Sayfa: 49-50

28- K.B.Anadolu Tarihi, age Sayfa: 63

29- Yurt Ansiklopedisi, c: 6 age, Sayfa: 4586

30- Bu bölünme şöyle gerçekleşmiştir. Candaroğlu kötürüm Bayezid'ın oğlu Süleyman Kastamonu ve çevresine hakim olmak için Osmanlı Padişahı l.Murad'ın yardımını istemiştir. Bu yardım sonrası 1384'te Kastamonu ve çevresine hakim olmuştur. Bkz.: K.B.Anadolu Tarihi - age, sayfa: 74

31- K.B.Anadolu Tarihi, AGE sayfa: 83

32- Türkiye Tarihi, age, sayfa: 256-257

33- ismail Hakkı," Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri" adlı eserinde behişti tarihine dayanarak "Çelebi Mehmet'in Çankırı'yı isfendiyar oğlu Kasım Bey'e verip, diğer yerleri mülküne kattı ve Ilgaz Dağı'ndan hudut kesildi.1417" der. Öyleyse Viranşehir (ESKİPAZAR)' ın Osman­lılar tarafından 2.defa ele geçirilişi 1417 tarihindedir.

İsmail Hakkı yine aynı eserinde; Çelebi Mehmet'in H.824/ M. 1421 tarihli vakfiyesinde Araç'a tabi Boyalı nahiyesinin Osmanlılara ait olduğu görülmektedir. Aynı eserde; Candaroğlu İsfendiyar Beyin 1423'te Osmanlı'ya alt Safranbolu'yu kuşattığı belirtilmektedir. Bütün bu kayıtlar, bu tarihlerde Viranşehir'in Osmanlı hakimiyetinde olduğu Nu göstermektedir. Öyle ise Viranşehir çelebi Mehmet tarafından 1417'de ele geçirilmiştir. Bkz.: Uzunçarşılı, Prof.Dr.İsmail Hakkı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu - Karakoyunlu Devletleri, Sayfa: 157-158, İST. 1937

34- Prof.Dr. Yaşar Yücel, K.B. Anadolu Tarihi isimli eserinde; K.B.Anadolu'nun demografik (Nüfus) durumu hakkında bilgi verirken; "Beylikler döneminde Anadolu hemen hemen bütün nüfusuyla bir Türk yurdu görünüşü kazandı. Nüfusun o zaman ki etnik ve dini yönden kompozisyonunu rakamlara dökemiyoruz." Der. ve ardından 1333'ler de Kastamonu'yu ziyaret eden Seyyah İbn-i Batuta'nın Kastamonu'yu Anadolu'nun en güzel beldelerinden biri olarak tanımladığım belirtir. Bkz.: K.B.Anadolu Tarihi, age, Sayfa: 129

35-1864 tarihinde yayınlanan, ilkin Tuna vilayetinde tecrübe edildikten sonra 1867'de yürürlüğe giren bu nizamname ile Eyalet sisteminden vilayet sistemine geçilmiştir.

Yönetim birimleri olarak vilayet-Sancak (Liva) -Kaza-Köy olarak belirlenmiştir. Vilayet Yöneticiliğine Kaymakam, Köy Yöneticiliğine ise Muhtar atanmıştır. Bkz.: KARAL, Prof.Dr.Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, C: 7  Islahat Fermanı Devri, S.159,   Ankara-1983

36-ÖZTUNA, Yılmaz, B.Osmanlı Tarihi.c: 9 sayfa: 144 ötüken neşriyat A.Ş   İST.1994

37- Türkiye Diyanet vakfı islam Ansiklopedisi, C: 6 sayfa: 277 T.D.V.Yay.   ist. 1992

38- ÖZKAYA, Yücel, Osmanlı imparatorluğu'nda Avanlık, Doçentlik Tezi, sayfa: 14-15 Türk Tarih Kurumu Yayınları  Ankara - 1994

39- bu konuya örnek olarak, Bolu sancağının da bağlı olduğu Anadolu Eyaleti'ni gösterebiliriz. Bu eyaletin 17.Y.Y. ortalarında yüzölçümü 223.114 Km.dir.Türkiye'nin bugünkü Balıkesir-Bursa-Bolu-Zonguldak-Bartın-Kastamonu-Çankırı-Ankara-Kirıkkale-Eskişehir-Bilecik-Afyon-isparta-Antalva-BurdurMuğla-Denizli-Avdın-Manisa-Uşak-Kütahya illerini 21 il olarak içine almaktadır. Bkz.: Büyük Osmanlı Tarihi, AGE-C: 9  Sayfa: 172

40- Miri Has: Yıllık dirliği (Vergi Gelir) 100.000 Akçeden fazla olan topraklardı.Hanedan mensuplarına ve Vezir-Beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerine verilirdi.Bu görevliler has arazilerin dirliğini voy vodalar vasıtasıyla toplarlardı.

41- Voyvoda: Hasları yöneten, vergilerini toplayan kişi.

42- Osmanlı imparatorluğunda Ayanlık, AGE, sayfa: 101-102

43- YAZICIOĞLU, Hulusi, Safranbolu Tarihine ait belgeler ve kaynaklar, sayfa: 80 Safranbolu hizmet birliği Kültür Yay.No: 4 Ankara -1998

44-1226 sefer ayında (1811 şubat Ayı başlarında Il.Mahmut'un Bolu ve Viranşehir Kaymakamı İbrahim'e, kadısına ve naibine gönderdiği fermanda Bolu ve Viranşehir'in voyvodalık ile idare olunması fukaranın tazyik edilmesi ve perişan olmasına sebep olduğundan Bolu'nun voyvodalıkla idaresinden vazgeçilmiş mutasarrıflığa çevrilmiştir. Bkz.: Osm.İmp.'da Ayanlık, age- Sayfa: 299

45- Bugünkü ESKİPAZAR'dan Bartın'a; 0vacık yakınlarından Çaycuma'ya kadar uzanan bölge Viranşehir Sancağı adıyla bir yönetim birimi haline getirilmiştir. Merkezi Safranbolu olan Viranşehir sancağına, Nef-i Viranşehir adıyla bugünkü ESKİPAZAR'da kaza statüsünde bağlıydı. Bkz.: Safranbolu Tarihine ait belgeler ve kaynaklar, age- sayfa: 80-81

46- Yaman-Mümtaz Talat, Kastamonu Tarihi, sayfa: 139 İST—1935 1967 Çankırı İl Yıllığı sayfa: 27

47-Yurt Ansiklopedisi, age- Sayfa: 4587

48- Hulusi YAZICIOĞLU eserinde; Viranşehir Sancağı yöneticilerinin isimlerini görev yaptıkları yıllar itibariyle sıralamaiştır. Bu listede 1833'de sancak yöneticisi olarak Hasan ÇAVUŞOĞLU yer almaktadır. Hasan çavuşoğlu, Eskipazarlı'dır Yöneticiliği sırasında Tamuşlar köyünde ikamet etmiştir. Bkz.: Safranbolu Tarihine ait belgeler ve kaynaklar, age- Sayfa: 81-82

49- Yurt Ansiklopedisi, AGE- C: 6 Sayfa: 4587

50- Eyalet sisteminin yerine vilayet sistemini getiren 1864 Vilayet Nizamnamesi 1867'de yürürlüğe konmuştur.1870'de yürürlüğe giren İdare-i umumiye vilayet Nizamnamesi önceki nizamname ile getirilen düzenlemelere açıklık getirmiştir. Bu Nizamname ile tasarruf amacıyla birçok sancak ve kaza lağvedilmiştir. Bkz.: B.Osmanlı Tarihi, AGE - c.: 9  Sayfa: 159-160

51- Safranbolu Tarihine ait belgeler ve kaynaklar, AGE- sayfa: 82

52- Kastamonu Tarihi-AGE-Sayfa: 139

53- AKGÜNDÜZ, Doç.Dr.Ahmet-Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri c: 5 - Sayfa: 93 Fey Vakfı Yay.No:1   İST-1992

54- Osmanlı İmp.'da Ayanlık, AGE-sayfa: 299

55- Kastamonu Vilayeti Salnamesi l894, Sayfa: 431 (Orijinal Osmanlıca Baskı)

56- Kastamonu Tarihi-AGE-sayfa: 139

57- Tarım üreticisi ailelerin tamamı, hem tarımla ilgili faaliyetleri, hem de ulaşım ve taşımacılık ihtiyaç­ları için, yeter sayıda hayvan besleyicisi durumundadır. Bkz: Tarih 2-M.E.B.Devlet Kitapları Yay.2577 sayfa: 143 - İST-1995

58- Tarih 2, AGE, sayfa: 147

59- Evlîye Çelebi Seyahatnamesinden SeçmeIer, Sayfa: 217-218

60- Kastamonu Tarîhî, AGE-Sayfa: 139

61- KOZAK, Doç, Dr.İ.EROL, Bir Sosyal Siyaset Müessesesi olarak vakıf - sayfa: 7-l7, Akabe Yay.No: 39 İST.-1985

62- Safranbolu Tarihine ait belgeler ve kaynaklar, age - sayfa: 78

63- Belediye Parkı karşısındaki su değirmeni

64-Yurt Ansiklopedisi, AGE, C: 3 - Sayfa: 1955

65- Safranbolu ve çevre mıntıkalarda 1916'dan 1925 yılma kadar eşkiyalık hareketleri görülmüştür. Geniş bir bilgi için Bkz.: Safranbolu tarihine ait belgeler ve kaynaklar, age- sayfa: 123

66- Yurt Ansiklopedisi, AGE, C: 6, sayfa: 4593

67- erdeha, kamil, Milli Mücadele de vilayetler ve Valiler, Sayfa: 218-219-221, Remzi Kitabevi-İST.1995

68- Milli Mücadelede vilayetler ve valiler, AGE, sayfa .-226-227 / Yurt Ansiklopedisi, AGE, C: 3 Sayfa: 1956

69- sakallı, Bayram, Milli Faaliyetler ve Teşkilatlanma, sayfa: 10 T.C. KÜLTÜR bakanlığı

YAY.863, ANKARA-1998

70- Kastamonu Tarihi, AGE, Sayfa: 139

71- eski YAKUT, Cengiz, Eskipazar (Çankırı) Araştırma Albümü, sayfa: 17, ÇANKIRI -1989

72- Kastamonu Tarihi, age, sayfa: 140

73- eskipazar Araştırma.Albümü, AGE, Sayfa: 17 74-- Paflogonva, AGE, sayfa: 36

 

 

 

 

MİTHAT  UYANIK'IN KALEMİNDEN ESKİPAZAR TARİHÇESİ

TARİHİ  TÜRK  YURDU  DOĞASI  İLE  GÜZEL  ESKİPAZAR.
                                     

 "Eskipazar  ve Çevresine  ilk  yerleşen otakta  halkın Proto Hititler   olduğu  kabul  edilmektedir.  Proto  Hititler  küçük  Asyalı  kavimlerden  olup,  aynı  zamanda  Turani (Ortaasyalı)dırlar. M.Ö.5000 den  itibaren  Anadolu'ya  gelerek  Hisarlar  eteğinde  şehir  kırallıkları  kuran  ilk  siyasi  hayatı  Anadolu'da  başlatan  da  Etilerdir."(1)   "Karabük  ve  çevresinin  en  eski  yerleşmesi   Eskipazar'ın   Yazıboy  köyü'dür. Burada  bulunan  bir  höyüğün,  ilk Tunç Devri  (M.Ö.2500)  olarak  yerleşmeye  konu  olması,  Eskipazar' ın  önemini  daha  da  artırmaktadır."(2) "Bölgeye  adını  veren  paflagonyalılar (Dil yapıları  incelendiğinde  küçük  Asyalı  yani Anadolu  halklarından  olduğunu  gösteren  güçlü  belirtiler   bulunmuştur."(3)  "M.Ö.1100   Anadolu   kültürünüde  etkilemişlerdir."(4)   Eskipazar   "en az  üzerinde  dört  medeniyetin   hüküm   sürdüğü"(5)  bir  yerleşim  merkezidir.  Eskipazar  M.S.162-127  Roma  ve  daha   sonralarında   Bizanslıların  egemenlığine  geçmiş  halkının  Türk  olmasına  rağmen   bu  durum  1085  yıllarına  kadar  sürmüştür. "1071  tarihinde  Malazgirt  zaferi   şüphesiz  Anadolu'nun  kapılarını  Türklere  açmıştır, Aralanan  bu  kapıdan  içeri   giren   muhtelif   Oğuz  boyları,  Anadolu'nun  değişik  bölgelerinde  Fetih  hareketlerine    girişmişlerdir."(6)   Eskipazar'ıda  içine  alan  paflagonya   bölgesinde   Fetih   hareketlerine   girişen   bu   Çankırı'da  türbesi   bulunan  Emir  KARATEKİN  ve  Kutulmuşoğlu    SÜLEYMAN   liderliğindeki   Oğuz   grubu   olmuştur.  "  Emir   KARATEKİN'in önderliğindeki    selçukluların   Romalıları   kesin   yenilgiye   uğratarak   yanmış,yıkılmış  ve  harab  olmuş  şehri    eline  geçirip   Bizanslıların  "Hadrianapolis"  diye  isim  koydukları  bu  günkü   Eskipazar'a   Viranşehir  adını   vermişlerdir.  Bu  tarihden  itibaren  Türkleşen   şehir  ve  çevresindeki   köy   isimlerinden  olan  Bayındır, Kargın  ve   Sallar  gibi   Türk   boylarının    adlarını   taşıyan   bu   köyler  bunun  örnekleridir."(7)   Her  ne   kadar  o  tarihlerde  Bizansın   emir  ve  idaresinde   olsalarda   Eskipazar   da   Tamışlar   köyüne   adını  veren  bir  Oğuz   uçbeyi  bir  komutan  olan   Tamış'ın   Müslüman  olup  olmadığı  kesin  olmamakla   beraber  "Tamış  1071   Malazgirt   savaşı  sırasında   Selçuklu   ordusuna   karşı   savaşırken    Selçukluların   giyim,   kuşam,  kullanılan   renk   ve   dil   benzerliklerinden   dolayı  kısa  zamanda  saf  değiştirerek  Selçuklular   tarafına  geçmiştir."(8)Anlaşılıyorki  Türk  olmanın  içinden  gelen  his  ve  duygularının  ön  sezilerinin    o  an  gereğini  yapmış  olmakla    beraber    şu  an    Vatan    dediğimiz   topraklarımızın  kendisi  gibi  Türk  olan  soydaşlarına  ön  kapıları  açarak  bu  gün  üzerinde  yaşadığımız   yerlerin  hepimize  yurt  ve  idarecilerininde  Türk   olmasına  katkı   sağlamıştır. Böyle  bir  tarihi  değerli   kahraman  bir  komutan  olan "Tamış'a  Eskipazar  da  önem  verilmeyip  ismi  halk  arasında  bilinmez  iken   Bizansın   Eskipazar'a  koyduğu  Hadrianapolis  isminin  ne  yazık ki    gündemde  kalması   için  büyük çaba  ve  önem  verildiği  görülmektedir.  Halbuki  "Edirne  ll.yüzyılda  Roma  imparatoru  Hadrianus  (117-138)  tarafından  Hadrianapolis   adını  aldı."Denmektedir  buradan  anlaşılıyorki  birinci  Hadrianapolis  Edirne   olmakla  beraber, "Orhan  Gazi'nin  oğlu  Murat  ile  Lala  ŞAHİN'in  sistemli  bir  fetih  sonucu  1361  de  ele   geçirildiğinden"(9)  Bu  güne  kadar  ve  İstanbul'un  fethine  kadar  da  başkent  olmasına   rağmen   Türkler   tarafından    Hadrianapolis   ismine  hiç   itibar  edilmemiş  hiç  bir  zaman  da  önemsenmemiş   olduğu  kırk  pınar   etkinliklerinden   görülüp  anlaşılmaktadır. Eskipazar  da  ise  yapılması  gereken   bu  günkü  ve  gelecek  genç  nesillere  kahraman   bir  Oğuz  uçbeyi  olan  Tamış'ın  tanıtılması   gerekirken   bir  bizans  ismi  olan   Hadrianapolis'i   çeşitli  etkinlikler   adı  altında   belleklere  yerleştirilmek   istenmesi   çok  acıyla  beraber   ne  yazık ki  elem   vericidir. "Eskipazar   ve  çevresini  xıı. yüzyıl  ortalarında  gezmiş  olan  Evliya   ÇELEBİ  o  zaman  Bayındır  köyü'nün  Bucak  ve Eskipazar'ında  oraya  bağlı  olduğunu  belirttiği  söylenmektedir.  1845  yılında  ilçe  merkezinin  olduğu  bölgeye  Abdulmecit  tarafından   kasaba  teşkilatı  kurulmuş  ve  kasabaya  Viranşehir  yerine   Mecidiye  adı  verilmiştir."(10)  Tarih  de  Eskipazar'la  ilgili  ve  kişiliği  olan  "xıx  yüzyılda  Viranşehir  (Eskipazar)  sancağı  mütesellimliği  görevinde  bulunmuş  ola  Hasançavuşoğlu  Hüseyin  Ağadır.  "1832 Eylülünde  zamanın  Mısır  valisi  Kavalalı  Mehmet  Ali  paşa'nın  perde  arkasından    yönettiği  ve  İstanbul  Hükümetine  ve  padişah  ıı. Mahmut'a  karşı  Kastamonu'da   bir  isyan  çıkartmak  ister.Maşa  olarakta  Kastamonu  halkından  olup, bir  müddet  İstanbul  Yeniçeri  ocağına  bağlı  Rami  kışlasında  tımarı  onbaşısı  ile  anılan  kör  Mustafa  ve  kardeşi  kör Ahmet'i  kullanır. Bu  durumdan  İstanbul'da  padişah  ıı.Mahmut  haberdar  edilir. Bu durum  üzerine  Kastamonu  Valisi  veya  Kaymakam  paşaya  padişah  ıı. Mahmut  kendi  el  yazısı  ile  yazdığı  mektupta  durumu  öğrenmek  ister. İsyanı  bastırmak  için  askeri  kuvvet  olarak  Ankara'lı  Esat  paşa  biraderi  Mesut  Ağa idaresinde  askeri  kuvvet gönderir. Ankara'lı  Esat  paşa  biraderi  Mesut  Ağa  Kastamonu'ya  geldiğinde  durumun  mahiyetini  öğrenir  çevre  sancakları  mütesellimleri  ve  ayanları  ile  temasa  geçer  onlara  bir  ara  mektup  göndererek  kendisine  yardımcı  olunmasını  ister.  Çevre  sancakların  mütesellimleri,  Ankara'lı  Esat  paşa  biraderi  Mesut  Ağa'ya  isyanı  bastırmak  için  kendisinin  Viranşehir  ayanı  Hasançavuş  oğulları  ile  ittifak  etmelerini  tavsiyede  bulunurlar.Bunun  üzerine  Ankara'lı  Esat  paşa  biraderi  Mesut  Ağa  Viranşehir  mütesellimi  Hüseyin   Ağa'ya   yazdığı  Rumi 1249 Recep ayı  başı,  Miladi 1833  tarihinde ki  mektupta  kör  Mustafa'nın  Kastamonu  da  isyan  çıkartmak  istediği  ve  padişah  ıı. Mahmut'un  şahsını  isyanı  bastırmak  için  görevlendirildiğini  mektupta  kendisine  yardımcı  olmasını  ister.  Mektuba  cevap  veren  Viranşehir  (Eskipazar)  mütesellimi  Hasançavuşoğlu  Hüseyin  Ağa, her  zaman  oğlu  Musa bey  idaresindeki  askeri  göndermeye  hazı  olduğunu  yazar.İsyanın  bastırılmasından  sonra  Ankara'lı Esat  paşa  ile  biraderi  Mesut Ağa  görevimizi  yerine  getirdik  diyerek padişah ıı Mahmut'la  görüşme  sırasında  hadisenin nasıl  geçtiğini  ve  isyanın  bastırıldığı  hakkında  padişaha  izahat  verirken,Viranşehir (Eskipazar) sancağı Mütesellimi  Hasançavuşoğlu  Hüseyin  Ağa'dan  yardım  gördüklerini, oğlu  Musabey  idaresindeki  askeri  kuvvetle  bu  işi  başardıklarını  söylerler.Bu durum  padişah ıı. Mahmut'un  dikkatini  çeker.Bir  ferman  göndererek  Viranşehir  ayanı  Hasançavuşoğlu  Viranşehir Mütesellimi  ve  padişah  ıı.Mahmut'un  kapıcıbaşı  Hüseyin Ağa'nın  oğlu  Musabeyi  görmek  ister.Bunun  üzerine  Musabey, emrindeki  askeri  ile Kurukavak (şevkiler  köyü) Kurugöl ve Gerede  üzerinden  İstanbul'a  padişah  ıı.Mahmut'la  görüşmeye  gider.Bu  durumu  duyan  Bolu  beyi  büyük  çapta  hazırlıklar  yapar. Yollara  halılar  serer  ve  Musabey'in  kendisini  ziyaret  etmesini  ister. Musabey,  Bolu  beyine  uğramaz.  Doğrudan İstanbula  gider.Bu  duruma  çok  kızan  bolubeyi  yalan  haber  salarak,  padişah  ıı. Mahmut'a  kestirme  yoldan  adamlarını  gönderir. Padişah  ıı.Mahmut'a  Bolu  beyinin  gönderdiği  haber  şudur.Hasançavuşoğlu  zade  Musabey  emrinde ki  askeri  kuvvetle  Kastamonu'yu  aldı. Padişah  hazretlerinin  tahtı  tehlikede,İstanbul'u  da  teslim  almak  için  yola  çıktı.Diye  yalan, uydurma  haber  salar, yalnız  bu  durumdan  padişah  ıı.Mahmut'un  haberi  olmaz. Saray  ileri  gelenlerinin  bazılarının  haberi  olur. İstanbul  girişinde  Üsküdar  Taşkışla  önünde  devlet  karşılama  töreni  havası  verilir. Karşılama  töreni  esnasında  saray  ileri  gelenlerinin  olayı  anlayamamaları  nedeni  ile  İstanbul  Üsküdar   Taşkışla'da  cellat  taşında  Musabey'in  kellesi  kesilir.Saray  adamları  tarafından  Musabey'in  kellesi  altın  bir  tebsiye  konarak  padişah  ıı.Mahmut'un  huzuruna  çıkartılır.  Musabey'in  öldürüldüğü  tarihte  otuz- otuzbeş  yaşlarında  olduğu  bilinmektedir.Bu durumu  gören  padişah ıı. Mahmut  çok  kızar, hiddetlenir. Ben  adamın  kendisini  görmek  istedim  diyerek  Musabey'e  bu  kalleşliği  yapan  saray  ileri  gelenlerini  idam  ile  cezalandırır."(11) Hasançavuşoğlu  Hüseyin  Ağa'nın ve oğlu  Musa  beyin  bu  tarihi  kişilerin  nesilleri  bu  gün  Eskipazar'da çok  değişik  soyadları  taşıyarak  devam  etmektedir. Eskipazar  da  unutulmaması  gereken  ve  tarihi  kişilik  sahibi  olan  böyle  değerli  insanları  hem  tarihin  gün  ışığında  vede  gönüllere  hak  ettiği  yerlere  konması  gerektiği  kanısını  taşımalıyız  bir  Türk  evladı  bir  Eskipazar'lı  olarak. Eskipazar  "Osmanlılar  zamanında  ise  Anadolu  eyaletlerinin  sınırları  içerisinde  Bolu  sancağını  oluşturan  16 Nahiyeden (bucak) ikisi olan  Taraklıbolu (safranbolu)  ve Viranşehir (eskipazar) nahiyeler  sınırları  içinde  kalıyordu.1694  tarihinde  Bolu  sancağı  yönetimsel  zorluklar  ve  gelir  toplama  kaygısı  nedeni  ile  kaldırıldığında,  Karabük  ve  çevresi  yeni  oluşturulan  Viranşehir (Eskipazar)  voyvadalığına  bağlanmıştır. Voyvadalık  1811  de  kaldırılıp  Viranşehir (Eskipazar)  sancağı  kurulduğunda  da  Viranşehir  sancağına  bağlı  o  dönemde  21  kaza  bulunuyor,  sancak  gelişen  süreç  içinde  1811-1841 tarihleri  arasında  Ankara'da  müşirliğine  1841-1846 yılları  arasında  Bolu  müşirliğine  1846-1870  yılları  arasında  da Kastamonu  Vilayet'ine  bağlı  olarak  yönetilir. Daha  sonra  1864  yılında  Vilayetlerin  teşkili  ile  eyalet  sistemi  kaldırılmış, ilçe  merkezinde  Viranşehir (Eskipazar) sancağı  kurulmuş,  Safranbolu  ve  Bartın  ilçeleri  dahil  bir  çok  ilçe  bu  sancağa  bağlanmıştır. 1894 yılıda  yayımlanan  Kastamonu  il  yıllığında,  bu  bölgeye  Viranşehir  (Eskipazar)  sancağı  Safranbolu  ve Bartın  ilçelerininde  bu  sancağa  bağlı  olduğu  kaydedilmektedir.Eskipazar Osmanlı Devletinin  yükselme  dönemindeki  idari düzenlemelerle Bolu sancağına bağlı olarak bazen  mültezemlik bazende  mutasarrıflık (maliye)  merkezi olarak kalmıştır. Eskipazar 1908  yılında çok  öncelerden  burada kurulduğundan burasına  Mecidiye (nahiyesi) yerine  Eskipazar  adı  verilmiştir."(12) Rus  ordularının  yeşil köye  kadar  geldiği  sıralarda  Tarihin 1878 yıllarının  akışında  bir  çırağan  sarayı  bir  31 mart  vakkası  olayları  olarak  bilinmektedir. Bu olayın  babasının  Eskipazar  çaylı  köyünden  olduğu  söylenen  Ali SUAVİ  vardır.Amacı o tarihde bir gurubun kızılsultan bir gurubunda ulu hakan dediği padişah Abdulhamidi toplayabildiği bir göçmen gurubu ile beraber tahtından indirmek girişiminde bulunmuşsada başarılı olamamış ve bu olay yerinde hayatını kaybetmiş bir  ingiliz olan eşide  kendisini bekleyen  bir gemi  ile  ingiltere'ye  geri  döndüğü  belirtilmektedir. Eskipazar halkı ise 1920 lerde Cumhuriyete  karşı  olan  teşebbüslere  itibar  etmemekle  aynı  zamanda  Cumhuriyetçilerle  beraber  olduğu  bilinmektedir. Çünkü  Eskipaza'dan  geçerek  Safranbolu  ve  Kastamonu'ya gidip  oralarda  isyanlar, işgaller  yaparak kurulacak   genç Cumhuriyeti  o  günkü  dış  mihrakların   destek ve   telkinleri  ile  engellemek  isteyenlere  taraf  olmadığı  gibi  destekde  vermedi.Yapılan  kötü  niyetli  telkinlerede  kanmadı. Eskipazar'lılar  çünkü  ATATÜRK'ten  yana idi. Biliyorlardıki  bu  vatan  için  nice  baba  yiğitlerin  can  vererek  şehit  olduklarını  bu  topraklarda  şunuda  biliyorlardıki  aynı  günlerde  ANKARA'da TBMM  açılıyor  Hacı bayram  camiinde  de    dualar  yapılarak  yeni  bir    tarih  yazılıp  yepyeni  bir  Cumhuriyet  kuruluyordu.  Bu  büyük  mücadelede   Eskipazar'lılarında  aynı  safta  olmanın  mutluluğunu  yaşarken  genç  Cumhuriyete  Eskipazar'lılarda  alkış  tutuyordu. Bizlerde  zaman  içinde  o  tarihi  akışa  yetişemesekte  o  günleri  yaşayan  atalarımızın   örnek  durumlarından  bu  gün  bizlerde  onur  ve  gurur  duyuyoruz. Eskipazar'a  1934-1935  yılarında  Devlet  Demir   yolu  gelir. 1937  lerde  de   kereste  fabrikası  kurulur, 1. şubat 1944 de  deprem  olur  ve  yörede  "büyük  deprem"  olarak  anılır.  Sebebide  çok  sayıda  mal  ve  can  kaybı  ile  mekânlar  yok  olmuştur. Ve  devrin  "Cumhurbaşkanı  İsmet  İNÖNÜ kapucular  köyü'ne  kadar  gelerek  yerinde  incelemeler  yarmıştır."(13)  1945  yında  ise  ilçe  merkezi  olan  Eskipazar'a  1946  da  belediye  teşkilatı  kurularak  Çerkeş'in  bir  bucağı  olmaktan  çıkarak  Çankırı'nın  bir  ilçesi  olur  ve  aynı  yıl  içinde  mahalli  seçim  yapılarak  Eskipazar  da  Tarım  Kredi  Kooparatifi  müdürü  olan  Hüseyin  UYANIK  belediye  başkanlığa  aday  olduğunda  Eskipazar'a  belediye  başkanı  seçilerek  1960  yılına  kadar  devam  etmiştir. 27  mayıs  1960  da  yapılan  ihtilal  neticesinde  Eskipazar'a  mülki  amir  olarak  atanan  Nihat  ÇUBUKÇU  Kaymakamlı   ve  Belediye  başkanlığınıda  aynı  zamanda  yürütmüştür. Eskipazar'ın  bu  günkü  ilçe  girişi  ve  taş  duvarlar  ile  açılamayan  cadelerle  sokakların  açılıp  düzenlenmesi  onun  eseridir.  1963  yılıda  Eskipazar'a  Kaymakam  vekili  olarak  atanan  Necdet  AÇIKALIN   bu  günkü  Eskipazar'ın    ilçe  ve  köy  yolları  ile  okullarının  yapılması  onun  üstün  gayret  ve  hizmet  aşkı  heyacanı  ile  dolu  bir  insan  bir  idareci  olmasının  belirtileri  idi. Ayağına  kara  lastit  ayakkabı  giyerek  çamurlu  ve  tozlu  köy  yolarındaki  iş  makinaları  ve  çalışanlarının  peşinde  halka  hizmet  hakka  dercesine  iş  takibinde  olan  değerli  devlet  ve  halk  adamı  Necdet  AÇIKALIN. Yine  aynı  yıllarda  17  kasım  1963  de  yapılan  belediye  başkanlığı  seçimine  katılan  maliyede  genç  bir  memur  olan  İsmet  ÖZCİN  yapılan  başkanlık  seçimini  bağımsız  aday  olarak  kazanarak   belediye  başkanı  seçilir.Aynı    zamanda   kıt  imkânlarla  içerisinde  kendi  çabalarıyla  Eskipazar'a  hizmet  etmeye  koyularak  yaptığı    çalışmalarla  halkın  gönlünü  kazanıp  halk  tarafından  karizmatik  bir  belediye  başkanı  olarak  görüldüğünden  görevine  1980  yılına  kadar  etmiş  saygın  bir  belediye  başkanı  olarak   bilinmektedir.1976  ilk  baharında  Karabük'te  yapılan  Demir  ve  Çelik   İşletmeleri   Genel   Müdürlüğü  ile  İşçi  Sendikası  olarak  toplu  sözleşme  maddelerini  görüşmek  üzere  oturan  Bağımsız  Çelik  İş  Sendikası  ve  onu  temsil  eden  genel  başkanı  Şükrü  KORKMAZGİDER  ile  yönetimi  sözleşme  maddelerine  koydukları    ve  üzerinde  anlaşma  sağlanması  ile  Eskipazar'a  taşımalı  DÇ.(kardemir)  servis  otobüstlerinin  üç  vardiya  olarak  çalışmak  üzere  geliş  gidişlerinin  1976  nın  bir  ilkbahar  sabahı  başlaması  ilçeye  bir  mutluluk  verirken  ilçede  de  yeni  bir  nüfüs  yoğunluğu  bir  canlılık  bir  hareketlenme  ve  bir  inşaat  yapılaşması  başlamış.  Bu  günkü  Mermer, Çeştepe,Yamanlar,  Kurbantepe, (yenimahalle)  ve  Pazarüstü  mahalleleri  kurulmuş  köylerde  de  yeni  bazı  yapılaşmalar  o  tarihlerde  olmuştur. Eskipazar  yeterince  köyleriyle  beraber  göç  almıştır. Bu  oluşuma  emeği  geçen   Şükrü  KORKMAZGİDER   ve  yönetiminde  bulunan  ekibinin  Eskipazar'a  büyük  bir  hizmeti   olduğu  apaçık  görülmektedir.  1976  yılında  yapımı  başlayıp  1981  yılında  da  açılışı  yapılan, Yatılı  İlköğretim  Bölge  Okulu  (yibo)  nun  yer  seçiminde  eskipazar'ın   tercih  edilmesinde  o  an  bir  bürokrat  olan  emekli  öğretmen  Müzeyyen  KESKİN'in de  bir  Eskipazar'lı  olarak  katkı  ve  çabalarının  olduğu  halk  arasında  bahsedilen  konular  arasındadır. 1995  yılında  Karabük'ün  il  olması  dolayısı  ile  Eskipazar  Çankırı  vilayeti'nden  alınarak  78  il  olan  Karabük'e  bağlanmıştır. 1998  yılında  Eskipazar'da  sel  felaketi  olmuş   ve  Bahçepınar,Kıranköy,  Deresamail,  Sarpın,  Başpınar,  Hanköy, Karaören,Doğancılar(sündek)  köprüleri   göçmüş    aynı  zamanda  buralara  ulaşım  değişik  tali  yollardan  yapılabılmiş  ve  bu  yörelerdeki  ekili,  dikili  araziye  çok  büyük  zarar  vermiştir.  Doğancılar, Karaören  köprüsü  yakınında  bulunan  bir  vatandaşın  evinide  aynı  sel   alıp  götürmüştür.Bu  felaket   neticesinde   İçişleri  ve  Başbakan  Yardımcısı  İsmet  SEZGİN   ilçeyi  ziyaret  ederek  yerinde  incelemeler  yapıp  Eskipazar  ilçe  merkezinde  halka   hitap  etmiştir.  TARİHİ TÜRK YURDU DOĞASI  İLE  GÜZEL  ESKİPAZAR.

                                                             Mithat  UYANIK

KAYNAKLAR:

1-Karabük Kent Rehberi: Eskipazar Tarihi-Eskiçağda Eskipazar
   a.Karabük Ünüversitesi: Eskiçağda Eskipazar  1.Siyasi Tarihçe
2-T.C.Karabük valiliği: Tarih öncesi dönemde Karabük
    a.T.C.Karabük  Müftülüğü: İlimiz  Tarihi.Tarih öncesi  dönemde Karabük ve çevresi
3-Karabük Kent Rehberi: Eskipazar  Tarihi-Eskiçağda Eskipazar
   a.Karabük Ünüversitesi: Eskiçağda  Eskipazar  1.Siyasi  Tarihçe
4-Karabük Kent Rehberi:Eskipazar da  Tarih-Eskiçağda  Eskipazar
    a.Karabük Ünüversitesi:Eskiçağda  Eskipazar  1.Siyasi  Tarihçe
5-Karabük Kent Rehberi: Eskipazar Tarihi-Eskiçağda  Eskipazar
   a.Karabük  Ünüversitesi:Eskiçağda  Eskipazar  1.Siyasi  Tarihçe
6-Karabük Kent Rehberi: Eskipazar  Tarihi-Eskipazar'ın  Fethi
7-Karabük'ün E_Rehberi: Eskipazar Tarihi -Eskipazar'ın Fethi
8-T.C.Karabük  Müftülüğü:  İlimiz  Tarihi-Malazgirt Savaşı öncesi Türk yerleşmesi
9-Edirne  Tarihi: Türkiye  Diyanet  Vakfı  İslâm Ansiklopedisi cilt.10.s.425-426
10-Karabük'ün E_Rehberi: Eskipazar Tarihi-Eskipazar'ın Fethi
11-Geçmişten  Geleceğe Eskipazar-3.aylık Edebiyat - Kültür  Sanat  ve Haber  Dergisi. Yıl.1. Sayı .3. S.15.16-2005
12-Karabük'üm E_ Rehberi:Eskipazar Tarihi. Eskipazar'ın Fethi
     a.Karabük Kent Rehberi:  Eskipazar  Tarihi. Eskipazar'ın Fethi
     b. Çankırı (Tarihi,Corafya, Ekonomi) Hazırlayan:  Bahattin AYHAN  s.71-72 yıl 1984
13- ŞEREFLİ  Beşir. Hacı   VARDAR  Metin